Genç kuşak araştırmacı-yazarlardan Ender DAĞ’ın “İslamiyetin Özü Gerçek Alevilik” adlı kitabı çıktı. Yazar, bu kitabında Arap Aleviliği’ni çeşitli açılardan ele alarak bu konuyu merak edenlere doyurucu bilgiler vermekte.
Ender DAĞ, bu kitabında “Ey okur, Aleviliği Alevi araştırmacı-yazarlardan öğren” diyor.
Kitabın amacını “Her kesimden insana Arap Aleviliği’ni doğru tanıtmak.” olarak belirlemiş genç yazar.
Yazar bu kitabında genç nesil Alevilere de sesleniyor. “Sevgili genç, inancını kültürünü doğru öğren ve gittiğin her yerde onu doğru tanıt.” diyen yazar, genç neslin bu konudaki bilgi eksikliğini doldurmayı asıl amaç olarak görüyor.
“İslamiyetin Özü Gerçek Alevilik” kitabını Hatay da temin edebileceğini kitapçılar:
Kitaplı Kahve, Silahlı Kuvvetler cad. Antakya.
Yener Kitap Evi, Antakya.
Çankaya Kitap Kırtasiye, Antakya.
Mesut Dağıtım, Ş. Pamir cad. İskenderun.
Ferda Kitap Evi, Yeni Şehir Mah. İskenderun.
Duygu Kırtasiye, İnönü Cad. Samandağ.
Orantes Kitap Evi, Samandağ.
Kitabın Satış Fiyatı 5 lira.
İnternet üzerinden sipariş vermek isteyen okurların, sitenin aleviyyun@hotmail.com Adresine: alıcı adı:…. Kargo adresi (kitabın ulaşmasını istediğiniz adres) bilgilerini bildirmeleri, sonrasında da 586079 numaralı posta çeki hesabına 5 lira yatırmaları gerekmektedir. Kargo masrafları alıcıya aittir. Not: yanlış adres bildiriminden doğacak sorunlardan mesul değiliz...
ÖNSÖZ
Yaşadığımız dönemde, Alevilik hakkında birçok kitap yazılmıştır. Bu kitaplardan bazıları Alevi yazarlar tarafından kaleme alınmışken; bazıları da farklı inançlardan araştırmacılar tarafından yazılmıştır. Elinizdeki bu kitap Aleviliğin ne olduğunu, nasıl bir inanç olduğunu, kısa ve öz bir şekilde anlatacak ve Alevi kardeşlerimizin kendi inançlarını anlamalarına yardımcı olacaktır.
Kitapta kullanılan kaynakların geneli, Ehlisünnet kitaplarındandır. Ayrıca, gerekli yerlerde Alevi kaynaklarına yer verdik. Amacımız, hangi inançtan olursa olsun, özellikle okuyan gençlerimize, Arap Aleviliğini kısa ve gerçek bir şekilde tanıtmaktır. Arap Alevileri hakkında dilden dile dolaşan yalan yanlış söylentiler yerine; Arap Aleviliği ile ilgili gerçeklerin bilinmesini istedik.
Günümüz Alevi gençleri ne yazık ki, kendi inançlarını tam olarak bilememektedir. Bir gerçek varsa, o da kitapların inancı ve kültürü anlatmak için yetersiz kaldıklarıdır. Aleviliği öğrenmek, kulaktan dolma bilgilerle ya da tarihte biz Alevileri karalamak amacıyla yazılmış kitapları okumakla olmaz. Aleviliği, Alevilerin dilinden, kitaplarından öğrenmek gerekir. O zaman doğru bilgilere ulaşabiliriz. İşte bu nedenle bu kitapta Aleviliği anlattık; Aleviliği, Alevilerin dilinden öğrenmek isteyenler için. Artık insanlara düşen görev gerçekleri araştırmaktır. Bizler bu kitapta sahip olduğumuz inancı ikrar ediyoruz.
Alevi kardeşlerimizden, kendi inançlarını doğru şekilde öğrenmelerini ve Aleviliği, başkalarına yanlış şekilde tanıtmamalarını istiyoruz. Yaşadıkları zulüm nedeniyle okuyamamış dedelerimizin devri geride kaldı. Biz Atatürk’ün laik, demokratik Türkiye’sinde yaşamaktayız. Günümüzde laikliğin sağladığı hoşgörü ortamında inancımızı araştırma konusunda önümüzde hiçbir engel kalmadı. Dedelerimizin zor şartlar altında sürdürdüğü Ehl-i Beyt ilmini ve Alevi kültürünü okuyalım, öğrenelim. İnancımızla ilgili bilgilere hepimiz vakıf olalım.
Eğer okuduklarımızdan doyurucu bilgi alamıyorsak, yakınlarımızda yaşayan Alevi şeyhlerimizin (imamlarımızın) yanına giderek onlardan bilgi almaya çalışalım. Ehl-i Beyt ilminin son taşıyıcıları olan bu değerli hocalarımızdan, onlar hayattayken yararlanalım. Ayrıca son dönemde bazı derneklerimizin kurulduğunu ve bu derneklerin Alevi inancını öğretme çabasında olduğunu unutmayalım. Bize düşen görev, inancımızı doğru ve eksiksiz bir şekilde öğrenip öğretmektir.
Alevilik Yolunda
2 Kasım 2013 Cumartesi
Yeniçeriler Kimdir
Yeniçeriler kuruluşunda tamamiyle ''Bektaşi Ocağı'' geleneğinden gelen Türkler'den oluşuyorlardı. Osmanlının büyümesi ve diğer ''Gayri Müslim''lerin de yani ''azınlıklarında'' devlet yönetiminde söz sahibi olması için daha sonra devşirme yoluna gidilmiştir.
Kuruluşunda adları Çeri Ocağı olan bu ordunun devşirmelerin de katılmasıyla ''Yeni'' sözcüğü eklenmiş ve ''Yeniçeri'' adı doğmuştur.
Padişahın hizmetine ait yaya kuvvetlerinden olan Yeniçeri Ocağının I.Murat zamanında 1362 de kurulduğu ''kesin olmamakla'' birlikte iddia edilmektedir. Zira Osmanlı'da tarih kayıtlarının 15. Yüzyıl sonları 16. Yüzyıl'ın başlarında tutulmaya başlandığı bilinmektedir. Ocağın yapılanmasında Selçuklular örnek alınmıştır. Yeniçeri Ocağı I. Murat zamanında Anadolu Selçukluları’ndaki hassa ordusu örnek alınarak kurulmuştu.
Devşirme usulünün Yıldırım Beyazıt zamanında edildiği iddia edilmektedir. Osmanlı Devleti devşirme usulünü sistemli hale getirip geniş çapta uygulamışlardır. Askere alınacak çocuklar, Osmanlı uyruğunda olan Hristiyan halktan alınacaktı.Çocuklar arasından 12-22 yaş arasındakiler tercih edilecekti. Evli ve ailenin tek erkek çocuğu alınmazdı. Kanun gereğince asil ailelerin çocukları tercih edilirdi. Bu çocuklar Türk ailelerin yanlarına verilerek İslamiyeti, Türkçe’yi, Türk örf ve adetlerini öğrendikten ve sünnet edildikten sonra acemi ocağına alınırdı. Burada belli bir süre eğitim gördükten sonra yeniçeri ocağına kayıt olurlardı. Bu devşirmelerin evlenmeleri ve askerlik sanatından başka bir işle meşgul olmaları yasaktı. Devşirmeler son olarak yapılan elemeden sonra zeka testine tabi tutulurlar ve nitelikleri yüksek olanlar, saray ve saltanat hizmetine alınır; bir kısmı da yeniçeri ocaklarına asker olarak alınırdı.
Kapıkulu ordusunun en kalabalık grubunu oluşturan yeniçeriler, padişahın merkezi otoritesinin temelini teşkil etmişlerdir. Yeniçeri sayesinde padişah, uç beylerinin nüfuz ve otoritesini dengelemiştir. Ayrıca Avrupa’nın ilk daimi profesyonel ordusu da yeniçerilerdir.
Osmanlı ordusunun seferlerdeki toplam asker sayısı içinde yeniçeriler hemen her zaman bir azınlık oluşturmuşlar, savaşlarda ise ordu çok baskı altında kalmadıkça cepheye sürülmemişler yada düşman öldürücü son bir darbeyle düşecek duruma geldiği zaman sürülmüşlerdir. Öte yandan içerideki ayaklanmaların bastırılmasında yeniçeriler hep asıl rolü oynamışlar ve devlet bu durumlarda onlardan başkasına nadiren güvenmiştir. Yeniçeri ocağının komutanına Yeniçeri Ağası denirdi. Yeniçeri taburlarına orta denirdi. Yılda bir elbise ve üç ayda bir yevmiye hesabı üzerinden ulufe denen maaş alan yeniçeriler, kapıkulu ordusunun en itibarlı birlikleri arasında idi. Padişahın kendisi de bir numaralı yeniçeri idi. Kendilerini Ali Osman tahtında oturan padişahın kulları bildiler ve kulluk ile övündüler.
16. Asır ortalarına kadar geçici hadiseler istisnai olmak üzere yeniçeriler arasına I. Murat zamanında konmuş olan itaat-ı mutlaka usulü sayesinde disiplin bozulmamıştı. Ayrıca Kanuni’ye kadar padişahların ordularının başında bulunmaları ve en ufak yolsuzluklarına bile göz yummamaları yeniçeri ocağını devrin en modern, düzenli ordusu olarak gösteriyordu.
İstanbul’daki isyanların tamamı kapıkulu ordusu tarafından çıkarılmıştır. Bu isyanların sebebi devlet adamları arasındaki iktidar mücadeleleri ile ekonomik ve mali sebeplerden kaynaklanıyordu. Yeniçerilerin ilk isyanları Fatih zamanına kadar uzanır. Bu isyanın sebebi padişah ile veziriazam arasındaki mücadelesiydi. Fakat genç padişah, bu isyanı bastırdığı gibi, Çandarlı Halil Paşayı bertaraf ettikten sonra kapıkulu ordusunu devleti genişletmek ve merkezileştirmek için müessir bir şekilde kullandı. 15 ve 16. Yüzyıl'da umumiyetle dirayetli padişahlar iş başına geldikleri için yeniçeriler isyan edememişlerdir.
Yeniçeri ocağının çözülmeye başlaması ise III. Murat döneminde başlar. Bu dönemde yeniçeriler arasında evlilerin sayısının arttığı, kışlalarında yatmak yerine evlerinde yattıkları ve askerlik dışı işlerle (ticaret ve esnaflık gibi) uğraştıkları görülmektedir. III. Murat zamanında, akçanın değerinin düşürülmesi üzerine, düşük ayarlı akça ile ulufe almak istemeyen kapıkulu askerleri isyan ettiler ve defterdar ile vezir-i azamın kellesini istediler. Ayaklanmayı bastırmak için istekleri yerine getirildi. Bundan sonra yeniçeriler, 17. Yüzyıl boyunca vezir-i azamlığa ve hatta padişahlığa istediklerini getirmeye başladılar. Saraydaki çeşitli gruplar arasındaki iktidar mücadelesine alet oldular. Bu dönemde ocağa para ile yabancılarda girmeye başlamışlardı. Ocağa girebilmek için belirli bir süreyi geçirmeden alınan bu yabancılar, ocaktaki askerleri yavaş yavaş kendilerine uydurup, serkeşliğe sevk ediyorlardı. Herhangi bir sebeple ocaktan çıkarılanlarında sonradan ocağa alınmaları da yeniçerilerin kanunlarına vurulmuş olan önemli bir darbeydi. Kanuni’den sonra padişahların istirahatı sefer zorluğuna tercih etmeleri başkumandanlarını başlarında görmeyen askere ağır geliyordu. Padişahı zorla sefere götüren yeniçeriler ise eski disiplinli yeniçeri ordusu değildi.
Yeniçerilerin çıkardıkları isyanların en korkuncu II. Osman zamanında çıkmıştır. Genç Osman yeniçerilerin Lehistan seferindeki gayretsizliği üzerine Yeniçeri ocağını kaldırarak düzenli bir ordu kurmak ve devlete çeki düzen vermek niyetindeydi. Fakat fikirlerinin duyulması üzerine yeniçeriler isyan ettiler ve bu isyan Genç Osman’ın ölümüyle sonuçlandı. IV. Murat ve IV. Mehmet zamanında da yeniçerilerin isyanlarına tanık olmaktayız.
I. Mahmut zamanında esame denilen maaş kağıtlarının alınıp satılmasına izin verilmesiyle yanlış bir dönem başlamış oldu. Bu durum esnafın açıkgöz ve hali vakti yerinde olanlarının işine yaradı ve esame maaş olmaktan çıktı.Yeniçerilik ise artık askerlik değil; ulufe sahipliği demekti ve yeniçerilik yoksul halk tabakasının bir geçim kaynağı idi.
Yeniçeri ocağına mensup askerlerin bir çoğunun sefere gitmeyip kadıasker, vezir ve devlet görevlilerinin hizmetlerinde bulunup efendilerinin iltimasları sonucu bu askerlerin yevmiyelerine zam yapılması himayesiz olup düşman karşısında siperlerde hizmet eden yeniçerilerin gayretini kırıyordu.
1560 yılından sonra İstanbul dışında, sancaklarda da yeniçeri garnizonları kuruldu. Böylece kapıkulu ordusunun nüfuz ve tesiri Anadolu’ya da yayılmış oldu. Dolayısıyla yeniçeriler eyaletlerde merkezi otoritenin ve asayişin sağlanmasında mühim bir fonksiyon ifa etti. Öte yandan yeniçeriler başkentte iktidarı tayin eden en başta gelen unsurdu. Fatih’in ölümünden sonra II. Beyazıt, I.Selim’in ve Yavuz’un tahta çıkmasını sağlamışlardır. Her saltanat değişikliğinde yeniçerilere dağıtılan cülus bahşişi de zamanla yozlaştı ve padişahlarla yeniçeriler arasında adeta bir pazarlık konusu haline geldi. Vergi toplamak ve devlet işlerini yürütmek gibi görevlerle de uğraşmaya ve vergiden muaf oldukları için de ticarete başlamışlardı. Zamanla eyaletlerdeki gelir kaynaklarına da el attılar ve iltizam işleri ile uğraştılar. 17. Yüzyıl'da taşradaki yeniçerilerin zulmünden bıkan halk onlara karşı yer yer isyan etti. Böylece devletin kuruluşu ve gelişmesinde büyük rolü olan kul sistemi zamanla yozlaştı ve devlete hakim olmaya başladı.
17. Yüzyıl'dan itibaren ocağın kanunnamelerinin bir tarafa bırakılıp yerlerine yeni geleneklerin alması yeniçeri ocağını devletin temel dayanağı olmaktan çıkarmıştı. Ocak devlet içindir prensibinin yerini devlet ocak içindir prensibi almıştı. Bundan dolayı da yeniçerilerin desteği alınmadan hiçbir konuda değişiklik yapabilme imkanı kalmamıştı. Ayrıca yeniçerilerin değişiklik yapmak isteyen devlet adamları ve padişahları görevlerinden etmeleri ya da onları öldürmeleri veya istedikleri her şeyi çıkardıkları isyanlar sonucu devlete kabul ettirmeleri yeniçerilerin devlet yönetiminde ne derece etkili olduğunu göstermektedir.
Yeniçeri ocağında yetişen Yeniçeriler Osmanlı İmparatorluğu'nun hep son darbeyi vurucu ve yıkıcı gücü olmuştur.
Alevilik Nedir?
Alevilik Nedir?
Allah, Muhammed, Ali kutsallığını kalbinde taşıyan , Hz.Ali’nin adaletinden ayrılmayan temelinde insan sevgisi bulunan her dine , mezhebe ser inanca saygı duyan ve hoşgörü ile bakan, dil, din, ırk, renk , farkı gözetmeyen eline diline sahip olma ilkelerini şart koşan, gelmek isteyen, inançlı insanları çatısı altına alarak manevi susuzluklarını gideren, insanları yaşadıkları toplumda kendi istekleriyle kendi kendilerini yargılamalarını sağlayan, laik,demokrat, eiştlikçi, katılımcı, paylaşımcı düşünceyi savunan, zalime ve zulme karşı gelen, mazlumun yanında olan, şeriatın bağnaz kuralllarına bağlı olmayan, ve onu reddeden, İslam dinini kendine göre ve sunni inancın dışında yorumlayan, aslı doğruluk, kemali dostluk, cevheri, merhamet, görüşü eşitlik, hazinesi bilgi, meyvası sevgi hamuru ile yoğrulmuş, insanı Kamil ve erdemli insan yaratmayı ön gören, korkuyu aşıp sevgi ile tanrıya yönelen, Enel-Hak ile insanın özünde tanrıyı gören, yaradan ile yaradılan ikiliğinen Varlk Birliğine varan, edep ve ahlaklığı yaşamın temeline oturtan, insanı yücelten, hamurunda hem ilahiliğin hemde irfaniliğin mayası bulunan; kişinin ahlaklı ve karakterli yaşam ilkelerini belirleyen, Hz. Muhammed ve Hz. Ali’den gelen neslin imametini teberra ve tebelle ilkesi ile sahiplenen, dini biçim ve şekil olarak değil, gerçek anlamıyla algılayan, dini bağımsız bir irade gücü ve batını özelliği ile evrimleştiren akıl ve iman bütünlüğünde birleştiren ve tüm bunları Kırklar Cemi ile yürüten bir inanç sistemidir. Alevilik Aleviler için üst kavramı, Bektaşilik ve Kızılbaşlık ise alt kavramları oluşturur.
Alevilikte Allahtan başka Tanrı Yoktur.
Kızılbaşlık Nedir?
Kızılbaş, Allah’ı ve Resulü uğruna kendini adamış, onların yolunda canından ve malından vazgeçmiş, bu yolda ölmek var dönmek yoktur yeminini başına sardığı kırmızı sarık ile ilan eden kişilerdir.
Bektaşilik Nedir?
Türkiyede babagan ve dedegan kollarına bağlı Aleviler kendilerini Bektaşi olarak tanımlarlar.
Allah, Muhammed, Ali kutsallığını kalbinde taşıyan , Hz.Ali’nin adaletinden ayrılmayan temelinde insan sevgisi bulunan her dine , mezhebe ser inanca saygı duyan ve hoşgörü ile bakan, dil, din, ırk, renk , farkı gözetmeyen eline diline sahip olma ilkelerini şart koşan, gelmek isteyen, inançlı insanları çatısı altına alarak manevi susuzluklarını gideren, insanları yaşadıkları toplumda kendi istekleriyle kendi kendilerini yargılamalarını sağlayan, laik,demokrat, eiştlikçi, katılımcı, paylaşımcı düşünceyi savunan, zalime ve zulme karşı gelen, mazlumun yanında olan, şeriatın bağnaz kuralllarına bağlı olmayan, ve onu reddeden, İslam dinini kendine göre ve sunni inancın dışında yorumlayan, aslı doğruluk, kemali dostluk, cevheri, merhamet, görüşü eşitlik, hazinesi bilgi, meyvası sevgi hamuru ile yoğrulmuş, insanı Kamil ve erdemli insan yaratmayı ön gören, korkuyu aşıp sevgi ile tanrıya yönelen, Enel-Hak ile insanın özünde tanrıyı gören, yaradan ile yaradılan ikiliğinen Varlk Birliğine varan, edep ve ahlaklığı yaşamın temeline oturtan, insanı yücelten, hamurunda hem ilahiliğin hemde irfaniliğin mayası bulunan; kişinin ahlaklı ve karakterli yaşam ilkelerini belirleyen, Hz. Muhammed ve Hz. Ali’den gelen neslin imametini teberra ve tebelle ilkesi ile sahiplenen, dini biçim ve şekil olarak değil, gerçek anlamıyla algılayan, dini bağımsız bir irade gücü ve batını özelliği ile evrimleştiren akıl ve iman bütünlüğünde birleştiren ve tüm bunları Kırklar Cemi ile yürüten bir inanç sistemidir. Alevilik Aleviler için üst kavramı, Bektaşilik ve Kızılbaşlık ise alt kavramları oluşturur.
Alevilikte Allahtan başka Tanrı Yoktur.
Kızılbaşlık Nedir?
Kızılbaş, Allah’ı ve Resulü uğruna kendini adamış, onların yolunda canından ve malından vazgeçmiş, bu yolda ölmek var dönmek yoktur yeminini başına sardığı kırmızı sarık ile ilan eden kişilerdir.
Bektaşilik Nedir?
Türkiyede babagan ve dedegan kollarına bağlı Aleviler kendilerini Bektaşi olarak tanımlarlar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

